aylik yemek listesi aylik e-bulten salincak haberler galeri Salincak oyunlarımız ziyaretci defteri etkinliklerimiz Salincak Anaokulu Facebook iletisim Pek Satranç Pek Koleji

ÇOCUKLARDA  YAS

1. Yas nedir?

Çocuklar da büyükler gibi çeşitli türden kayıplar yaşayabilirler. Anneleri, babaları, kardeşleri ölebilir ya da boşanma, bakım evine yerleştirilme, evlat edinme gibi nedenler ile sevdikleri kişilerle ilişkilerini yitirebilirler. Çocuklar bu tür kayıpları bir arkadaşları, akrabaları hastalandığında ya da öldüğünde veya sevdikleri kişiler uzak bir yere taşındıklarında da yaşarlar. Bütün bu kayıplar, çocuklarda yas tepkisinin ortaya çıkmasıyla sonuçlanabilir.

Artık, çocukların da bir yakınlarının kaybından sonra yas tepkisi yaşadıklarını biliyoruz.

Bu yazıda çocukların sevdikleri birini kaybettikleri zaman yaşadıkları bu yas tepkisi üzerinde bazı genel bilgiler verilecektir.

 

Küçük çocuklar için ölüm ne demektir?

Bebekler ve okula gitme yaşı gelmiş çocuklar arasında ölüm kavramını anlamaları bakımından büyük farklılıklar vardır. İki iki buçuk yaşındaki çocukların ölümle ilgili fikirleri çok belirsizdir. Okul çağı çocukları ise birinin ölümü durumunda, ölüme, yetişkinler ile benzer biçimlerde anlamlar vermeye başlarlar.

 

Küçük çocuklar, ölümün evrensel olduğunu anlamakta güçlük çekerler. Kimi zaman; birinin ölümünü istemiş olmanın, o kişiyi öldürmeyeceğinin anlaşılması bile onlar için zor olabilir. Ki bu durumda gerçek ölüm nedeninin çocuğa açıklanması, olaydaki gerçek dışı havanın ortadan kaldırılmasında faydalı olacaktır. Onlar için dışsal nedenlerle meydana gelen ölümlerin anlaşılması daha kolaydır.

 

Çocukların ölümü anlayamayacak kadar küçük olduklarını düşünmek, büyükler için genellikle daha kolaydır. Ancak, çocuğun ölümü anlayamamasının nedeni kapasitesinin yetersiz olmasından değil, bununla ilgili deneyimlere sahip olamayacak kadar kısa bir yaşantısı olmasından kaynaklanmaktadır.

 

Çocuk tam olarak ne olduğunu anladıktan sonra bile, ölen kişinin bulunduğu yere gitme konusunda ısrar edebilir ya da işe giden birinin geri dönmesi gibi, o kişinin de geri dönmesini bekleyebilir. Bunlar sadece çocuğun, ölümü yaşadığı deneyimlerde bir yere oturtma çabası ile ilişkilidir. Çocuklar, tekrarlayan olaylara alışık olduklarından ölümün bir son olduğunu kavramakta güçlük çekerler. Onlar her sabah kalkarlar, anaokuluna giderler, her akşam eve dönerler ve ertesi sabah yine aynı şeyleri yaparlar. Hayat böyle kendini tekrar ederken, ölen kişinin neden geri gelmediğini anlamak onlar için çok güçtür.

 

Zaman içerisinde, çocuk ölen kişinin geri dönmediğini fark ettikçe, ölümün bir son olduğunu anlar. Çocuğun ölümün vücut fonksiyonlarının durması anlamına geldiğini anlamaya ihtiyaç duyduğu şu tür sorularla ortaya çıkar: “Mezarında ona kim yemek verecek?” ya da “Şimdi saçlarını kim tarayacak?”. Bazı çocuklar, televizyondan gördükleri veya başkalarından duydukları şeyler yüzünden, ölümün sadece şiddetin bir sonucu olduğunu düşünebilirler.

 

Yetişkinlerin, çocukların ölümle ilgili olarak ne düşündüklerini anlamak için, onları çok dikkatli bir şekilde dinlemeleri gerekmektedir. Çocukların konuyu anlayıp anlamadıklarını görmek için çok dikkatli soruların sorulması gerekir. Ayrıca çocukların sordukları sorunun ardında yatan endişeyi sezmeye duyarlı olabilmek de önemlidir.

 

 

 

 

Küçük Çocuklar Kayba Nasıl Tepki Verirler?

 

Çocukların, birisinin kaybı karşısında tepkileri aynı yetişkinler gibi çok çeşitli olabilmektedir. Birinin öldüğünü öğrenen çocuklar, ya hiç tepki vermeyebilir ya da çok ciddi duygusal patlamalar da gösterebilirler. Bazıları duruma yüksek sesle isyan edebilir, bağırabilir, ağlayabilir, hatta haberi veren kişiye öfkeyle vurmak isteyebilir. Bazıları da duydukları habere o kadar tepkisiz kalırlar ki, haberi veren kişi, çocuğun söylenenleri duymadığını, anlamadığını sanarak söylediklerini tekrar etme ihtiyacı duyabilir.

 

Okul öncesi dönemdeki çocuklar için tepkisiz kalmak sık rastlanan bir durum olmasına karşın bu durum, yetişkinleri şaşırtan bir davranış biçimidir. Çocuklar haberi alır almaz, dışarıda oynamak için izin isteyebilirler. Bu durum, çocukların, haberi sindirmek için zamana ihtiyaçları olduğunun bir göstergesidir. Böylesi durumda, çocuğun aynı zamanda kaybettiği kişinin geri gelmeyeceğini anladığını ve bunun sonuçlarını hemen düşünemeyeceğini de gösterir. Çocuklar, bu kayıpların sonuçlarını, ancak zaman içinde yaşayarak öğrenebilmektedirler. Eğer çocuğun duyduğu haber ilk anda günlük hayatını etkilemiyorsa, bu habere vereceği tepkiyi, somut değişiklikleri yaşamaya başlayana kadar erteleyebilir.

 

Görüldüğü gibi, çocuğun ilk anda verebileceği tepkiler; isyandan öfkeye ve ağlamaya ya da tepkisiz kalmaya kadar geniş bir yelpaze göstermektedir. Yetişkinler, çocuğu belli bir yönde tepki vermeye zorlamak yerine, verdiği tepki ne olursa olsun, onu kabul edip desteklemelidirler.

 

Sıklıkla Görülen İkincil Tepkiler

 

İkincil tepkiler, çocuğun ölüm haberini aldıktan sonra birkaç gün ya da birkaç hafta içinde gösterdiği ve etkisini aylarca hatta yıllarca gözleyebildiğimiz tepkilerdir. Ölen kişinin yakınlığına bağlı olarak çoğu çocuk bu tepkilerden en az bir tanesini gösterir ve tepkilerin türü, yoğunluğu ve süresi çocuktan çocuğa değişir. Sık görülen tepkiler şunlardır:

 

* Kaygı ve korku

* Uyku bozuklukları

* Öfke ve dikkat çekmek için yapılan davranışlar

* İçine kapanma ve kendini çevreden soyutlamak için yapılan davranışlar

* Üzüntü, özlem ve kayıp

* Suçluluk

* Olanlarla ilgili oyunlar oynama

* Yaşından daha küçükmüş gibi davranma

* Olayları, rahatsız edici bir şekilde yeniden yaşama

* Anlama ilişkin düşünceler

 

 

Uzun Vadede Ortaya Çıkan Tepkiler

 

Yukarıda değinilen tepkilerden birçoğu en az iki haftadan birkaç aya görülebilmektedir. Buna karşın kayıp üzüntü ve özlem duygularının bazı çocukları çok daha uzun süre (kaybın yakınlık derecesine bağlı olarak) hatta hayatlarının geri kalan süresi boyunca etkilediği görülebilmektedir. Bu durum, tepkilerin şiddetinde bir değişme olmayacağı anlamına gelmemekle birlikte, özellikle kendisine çok yakın olan birini kaybetmiş çocuklarda, bu duygular içten içe devam edebilmektedir. Eğer ölüm, aniden ve örseleyici bir şekilde meydana gelmişse, bu olay çocuğun gelişiminin farklı yönlerini etkileyebilir. Bu tür travmatik olayların çocuğun kişiliğinin şekillenmesinde önemli bir rol oynayabildiğini bilmekteyiz.

 

Ayrıca bu olaylar çocuğun geleceği karşılamaya ilişkin hazır oluşunu (geleceğe inancını kaybedebilir), güçlü duygularla başa çıkma becerilerini ve başkalarıyla olan ilişkilerini (sevdiklerini kaybetme korkusu) etkileyebilmektedir.

 

Çocuğun uzun süreli psikolojik tepkiler geliştirmesine neden olan etkenler şunlardır:

* Çocuğun olayı görmesi

* Çocuğa bakan kişinin önemli problemlerinin olması (depresyon, travma sonrası stres bozukluğu gibi)

* Çocuğun kendisini büyük bir tehlike altında hissetmesi

* Çocuğun anne babasından, nedenini anlayamadığı tepkiler görmesi

* Evdeki durumun çocuk için olumsuz olması (alkolizm, ihmal gibi)

* Evde, meydana gelen olayların inkar edilmesi ve bu konuda açıkça konuşmaktan kaçınılması

 

Anne Babaların Tepkileri

 

Çocuğun kayba gösterdiği tepkiler sadece kendi duygu ve düşüncelerinin ifadesi değil, aynı zamanda anne babasının tepkilerinin de bir yansımasıdır. Çocuk için anne babasını aşırı ağlarken görmek ya da onlardan eskiden gördüğü ilgiyi görememek çok zedeleyici yaşantılar olabilir. Yas yaşayan anne babalar, doğal olarak çocuklarıyla daha az ilgilenirler ve çocuk daha fazla ilgi talep ettiğinde bu onlar için çok rahatsız edici ve öfkelendirici olabilir.

Birçok anne baba çocuğu korumak için kendi tepkilerini ondan saklamaya çalışırlar. Oysa eğer çocuğa hissedilenler anlatılabilirse, çocuk anne babasının kendisine neden öyle davranmaya başladığını anlayabilir. Bu süreçte anne babalar çocuğa duygu ve düşüncelerini anlatabilirlerse bu, çocuğun kendi duygu ve düşüncelerini anlatmasında da ona yardımcı olacaktır.

 

2. Kaybı Olan Çocuklara Nasıl Yardım Edilebilir?

 

Aşağıda, yastaki çocuklara hemen yapılabilecek yardımlar sıralanmıştır:

 

* Çocuğa önemsendiği ve bakılacağı duygusunu vermek

* Fiziksel açıdan ona yakın olarak güvende olduğu duygusunu vermek

* Çocuğu kucağa alarak ona olanları açıklamak, anlatılanları nasıl anladığını görmek için onu dinlemek, duygu ve düşüncelerini anlatması için ona fırsat tanımak

* Çocuğa kayıpla ilgili bilgi vererek olanları tam olarak anlamasını sağlamak

* Yanlış anlama, yanlış kavramsallaştırma ve sihir ile ilgili düşüncelerin olup olmadığına dikkat etmek

* Çocuğun olanlarla ilgili kişisel bir anlam oluşturmasına yardımcı olmak

* Çocuğun olanlarla ilgili konuşmasına, oyunlar oynamasına ve olanları yeniden canlandırmasına zemin hazırlamak

* Açıklığı ve dürüstlüğü vurgulamak

* Evde, okulda veya yuvada eskiden kurulmuş olan düzeni devam ettirmek

* Anne baba olarak çocuğun dile getirdiği ihtiyaçlara ve tepkilere duyarlı olmak

* Yuva ya da okuldaki sorumluları, olanlardan haberdar ederek onların da çocuğa en iyi şekilde destek vermelerini sağlamak, çocuğun bu zor dönemi atlatmasında faydalı olabilecek ilk yardımlardandır.

 

Çocuklar, olanlarla ilgili konuşabilmek ve kendilerini ifade edebilmek için yardıma ihtiyaç duyarlar. Yetişkinler, olanlarla ilgili kendi aralarında yaptıkları sağlıklı konuşmalara çocukları da dahil ederse, bu sürece yardımcı olmuş olurlar.

Kayıptan sonra çocuk, etrafında güvene ve düzene ihtiyaç duyar. Güven ve düzenin yeniden gelişmesi ise; çocuğa bakan yetişkinler tarafından, eski düzenin yeniden başlatılması (yemek ve yatak saatlerinin yeniden konması gibi) yoluyla gerçekleştirilebilir. Bu, çocuğun kendini güvende hissetmesine yardımcı olur. Bir kayıp yaşantısının ardından, çocuğun ne olduğunu tam olarak anlayamadığından, kendisini rahatsız edecek bir takım hayaller kurduğu görülebilir. Bu gibi durumlara yetişkinlerin duyarlı olması çok önemlidir.

 

Çocuğa Ne Söylenmeli?

Kayıp birden ve beklenmedik ya da beklenen bir kayıp da olsa, çocuğa bununla ilgili bilgi verilmesi ve çocukla olanların konuşulması, onun olup bitenleri kavraması açısından çok önemlidir. Çocuğa olup bitenlerle ilgili bilgi verirken doğru ve somut bilgilerin verilmesine dikkat edilmelidir. Bazı anne babalar ölümü açıklamada zorlandıkları için, çocuğa ölen kişinin aslında uyuduğunu veya uzağa gittiğini söylerler. Bu durumda çocuğun ölen kişinin geri gelmeyeceğini kavraması güçleşir. Ölümü dini açıdan, açıklamak isteyen anne babalar ise bazen açıklamalarıyla çocuğun kafasını daha çok karıştırabilirler. Özellikle dini terimlerin (cennet, Allah, ecel gibi) anlamlarını daha önceden bilmeyen çocuklara, öncelikle bunların anlamları ayrıntılı bir şekilde açıklanmalıdır. Bu açıklamaları yaparken bazı benzetmeler kullanılacaksa, bu benzetmelerin somut benzetmeler olmalarına dikkat edilmelidir. Örneğin, çocuk için aynı anda hem ölüp toprağın altında olmak hem de cennette olmak çok kafa karıştırıcı bir açıklama olabilir.

Çocuğa olup bitenler doğru bir şekilde anlatıldıktan sonra bile çocuğun anlayamadığı noktalar olabilir. Bu noktaların daha fazla açıklanması için çocuğa soru sorma fırsatı verilmeli ve açıklamayı yapan yetişkinlerin bilmediği noktalar olduğunda çocuğa “bilmiyorum” demekten çekinmemeleri gerekmektedir.

 

Çocuğa bir ölüm olayı anlatılacağı zaman aşağıdaki öneriler faydalı olabilir:

 

* Çocuğa olup bitenlerin anlatılmasını ertelemeyin. Eğer kendiniz de bu olaydan çok etkilenmişseniz kendinizi toparlayana kadar kısa bir süre bekleyebilirsiniz ya da çocuğun güvendiği başka birinden olayı çocuğa açıklamasını isteyebilirsiniz.

* Çocuğa haberi verirken sessiz ve sakin, tercihen çocuğun aşina olduğu ve kendini güvende hissettiği bir yer seçin.

* Çocuğa açıklama yaparken açık ve doğru bilgileri, çocuğun yaşına uygun bir dil kullanarak aktarın. Vereceğiniz haber için çocuğu önceden hazırlayın. Mesela; haberi vermeden önce çocuğu buna hazırlamak için “Sana, ninenle ilgili üzücü bir haber vereceğim.” denilebilir. Anne babalar bazen çocuğa durumu açıklarken imalardan yararlanmayı tercih eder ama aslında çocuk ve yetişkinler arasında güvenli bir ilişkinin kurulabilmesi için olayların açıkça konuşulması gerekir.

* Çocuğa haberi verdikten sonra onunla oturun ve eğer istiyorsa soru sormasına izin verin.

Onunla birlikte otururken haberi duyar duymaz dışarı çıkıp oyun oynamak isteyebilir, televizyon seyretmek isteyebilir, oyuncaklarıyla oynamak isteyebilir. Bunlar çocuklar için gayet normal tepkilerdir.

* Çocuğa, onun yanında olduğunuz ve size bir şey olmayacağı konusunda güvence verin.

* Çocuklar genellikle olanlardan kendilerini sorumlu tuttuklarından, onlara, meydana gelenlerin, onların söyledikleri, yaptıkları ya da düşündükleri bir şey nedeniyle olmadığının söylenmesi gerekir.

* Çocukların ölümle ilgili somut ama eksik bir anlayışları olduğundan, size sorduğu sorulara somut cevaplar vermeniz önemlidir.

 

Zorunlu Değilseniz Çocuğunuzdan Ayrılmayın

 

Eğer, ölen kişi yakın biriyse, anne ve babaya çocuğa bakmak zor gelebilir ve çocuğu belli bir süre için başkalarına bırakabilirler. Bu, çocuğun anne ve babasının, onu bırakacağı kaygısını arttırır. Bu nedenle çocuğun bakımında başkalarından yardım istense bile, çocuğun kendini güvende hissettiği yerden ayrılmamasına dikkat edilmelidir ve anne baba, çocukla ne kadar yakın ilişki kurabilirlerse, çocuk için o kadar iyi olacağını unutmamalıdırlar.

 

3. Cenaze Törenlerine Çocukların Katılımı

 

Genellikle çocukların da cenaze törenlerine katılmaları, onlar için birçok açıdan faydalıdır.

Cenaze törenleri, çocukluk döneminde ve hayatın geri kalanında insanlar için önemli yaşam olaylarıdır. Çocuğun cenaze törenine katılması, olup bitenleri kafasında somutlaştırmasında yardımcı olur. Çocukların törenlere katılımının bir başka faydası da bu törenlerde çocuğun duygu ve düşüncelerini sözlerle değil, daha çok davranışları ve oyunları aracılığıyla göstermesidir. Bu nedenle, çocuğun kendini rahat ifade edebileceği bir ortamda bulunması onu rahatlatacaktır. Ayrıca, törenlerin bir başlangıcı ve bir sonu olduğundan, hissedilen güçlü duygularla başa çıkmak da çocuk için daha kolay hale gelir. Törenler, aynı zamanda, çocukla ölüm hakkında konuşmak için yetişkinler ve çocuklar arasında ortak bir başlangıç noktası görevini de görür.

 

 

 

 

 

Çocuk Törenlere Hangi Durumlarda Katılmamalı?

 

Çocukların törenlere katılmaları faydalıdır ama eğer çocuk bunu istemiyorsa ya da törenlerden korkuyorsa, bu konuda ona kesinlikle baskı yapılmamalıdır. Çocuğa orada olup biteceklerle ilgili ayrıntılı bilgi vererek aslında korkulacak ya da çekinilecek bir şey olmadığını açıklamak ve bu konuyu tekrar düşünmesini istemektir. Bunun sonucu olarak, eğer çocuk gelmeyi kabul ederse bundan memnun olduğunuzu söyleyin, ama eğer bütün açıklamalara rağmen çocuk gelmeyi reddediyorsa, onu bu konuda zorlamayın. Ayrıca yetişkinlerin çocuklar için ürkütücü, kaygı oluşturacak ritüeller sergilediği cenaze törenlerine de götürülmemelidirler.

 

 

4- Çocuğu Yas Yaşayan Anne- Babalara Yönelik Önerilerin Özeti

 

Bu noktada, aşağıdaki önerilerin her çocuğa özgü duruma uyarlanması gerektiği unutulmamalıdır. Yastaki çocuklara destek olmak için şunlar önerilebilir:

 

* Çocuklara, duygularını gösterebileceklerini söyleyin. Çocuklar, duygularını gösterdikleri koşulda anne ve babalarının gösterecekleri tepkilerden korkarlarsa, duygularını gizleyebilirler.

 

* Çocuklara, gösterdikleri tepkileri fark etmeleri ve olup bitenleri anlamaları için yardım edin. Bu, kaybı zaman içinde yaşama ihtiyacında olan çocuğu durumla birden bire yüzleştirmek anlamına gelmemelidir, buna karşın olanların tamamen inkar edilmesi de doğru değildir.

 

* Çocuğa gelecekte de onun yanında olacağınızı söyleyin. Çocuğa böyle bir güvence vermek, şimdi ona bakan kişinin de onu terk edeceğinden korktuğu için önemlidir.

 

* Yetişkinler olarak biz, çocuğun sorduğu sorulara, yaptığı yorumlara ve davranışlarının altında yatan, derindeki anlama duyarlı olmalıyız. Çocuklar, olanları anlayabilmek için, kendilerine bir anlam çerçevesi çizmeye çalışırlar. Bu durumda, dünyaya, başka insanlara ve kendilerine ilişkin varsayımlarını yeniden şekillendirirler.

 

* Biz, yetişkinler olarak çocuğun sahip olduğu düşüncelerin, duyguların, isteklerin, yaptığı davranışların ve yaşantılarının normal olduğunu söyleyebiliriz. Çocukların gösterdiği güçlü ve aşina olunmayan tepkiler korkutucu olabilir, çünkü daha önceden bu duruma ilişkin bir yaşantıları yoktur ve dolayısıyla, anlayabilmek için karşılaştırma yapma imkanına sahip değillerdir. Çocuklar bu tür duygu ve düşüncelerini kendilerine saklasalar ya da onları ifade edemeyecek kadar küçük olsalar bile, yetişkinlerin çocuğun içinde bulunduğu durum karşısında karşılaşılabilecek normal duygu ve düşünceleri söylemeleri, çocuğun kendini anlamasına yardımcı olacaktır.

 

* Çocukların duygularını fark etmelerine, isimlendirmelerine ve ayırdetmelerine yardımcı olun. Trajik olaylar çocuğa öyle güçlü ve kontrol edemedikleri tepkiler yaşatır ki, bu tepkilere sebep olan duygularını fark etme fırsatı bulamayabilirler. Bu nedenle, yetişkinlerin çocuğun duygularını ayırdetmesinde, isimlendirmesinde ve ayrıştırmasında ona yardımcı olmaları gerekebilir.

 

* Travmatik kayıplar, tepkilerin şiddetinin kontrolünü güçleştirebilir. Bu, çocuğun güçlü duygularını bir kenara itmesi ya da onlarla ilgili bütün kontrolü kaybetmesi anlamına gelir. Bu durumda, anne ve babaların çocuğun duygularını sözlerle ifade etmesine ya da onları başka bir şekilde ortaya koymasına yardımcı olmaları gerekebilir.

 

Bunlardan başka önerilebilecekler şunlardır:

 

Açık ve Dürüst İletişim

* Çocuğa kaybı haber vermeyi ertelemeyin. Olanlarla ilgili ona doğru bilgiler verin.

* Ölen kişinin bir daha geri gelmeyeceğini söyleyin.

* Cenaze töreninde olacaklardan bahsedin.

* Çocuğun korkularıyla ilgili konuşun. Ona anne ve babasının yanında olacağı güvencesini vererek, ölümün ya da kaybın her zaman yaşanan bir şey olmadığını söyleyin.

 

Karışıklıktan Kaçının

* Seyahatten ya da uykudan söz etmeyin. Olanlarla ilgili tam ve doğru bilgi verin.

* Soyut açıklamalardan kaçının.

* Yaptığınız açıklamalar çocuğun yaşına uygun olsun.

 

Düşüncelerin Kavranması İçin Zaman Tanıyın

* Zor olan her şeyle ilgili çocukla konuşmak için zaman ayırın.

* Çocuğun sorduğu bütün sorular, daha önce de defalarca sorulmuş olsa bile cevaplandırın.

* Olanlarla ilgili olarak, çocukla birkaç defa konuşun.

* Çocuğun geçmişte ve o anda olanlarla ilgili düşünce ve değerlendirmelerini dinleyin.

* Çocuğun olanlarla ilgili resimler yapmasına ve oyunlar oynamasına izin verin ki, duygularını kendi “dilinde” ifade etmesi sağlamış olsun.

 

Kaybı Bir Gerçek Haline Getirin

* Çocuğun cenaze törenine katılmasına izin verin.

* Çocuğu korumak için kendi duygu ve düşüncelerinizi saklamayın.

* Ölen kişiyi hatırlatacak şeyleri saklamayın. Albümler hazırlayın, resimlere bakın, vs.

* Mezarlığı ziyarete giderken çocuğu da götürün.

* Kayıp ve özlem, çocukların normal tepkileridir. Çocuğa bunları gösterebileceğini hissettirin.

 

Evde, Okulda, Yuvada Devamlılık

* Çocukların, evden uzaklaştırılmalarından kaçının; kısa ayrılıklar bile çocuğu kaygılandırabilir.

* Evde normal düzeni sürdürmeye çalışın.

* Çocuğun yakınlık ve güven ihtiyaçlarının artmış olabileceğini kabul edin.

* Çocuğun en kısa zamanda okul ya da yuvaya gitmesine izin verin.

 

 

 

Kaynak Tpd  Anne Baba El Kitabı

 

 

Psk.Ebru TEKİN

psikolog@pekkoleji.com

sponsor logo